Okul saldırılarını anlamak, erken işaretleri fark etmek ve çocukları koruyan müdahaleleri konuşmak
Ayak seslerini giderek daha yüksek duyduğumuz okul saldırılarını ne yazık ki artık yalnızca uzak ülkelerin haberlerinden izlemiyoruz. Çok acı deneyimlerle yaşıyor, hissediyor ve konuşuyoruz. Her yeni olayda içimizden bir şey kopuyor. Bir anne olarak içim yanıyor; ama bir öğretmen olarak biliyorum ki yalnızca içimizin yanması yetmiyor.
Çünkü çocukların korkuyla okula gitmediği, öğretmenlerin kendini güvende hissettiği, ailelerin “Bugün okulda ne oldu?” sorusunu kaygıyla sormadığı bir eğitim ortamını savunmak hepimizin sorumluluğu. Bu yüzden bir süredir aynı soru zihnimi meşgul ediyor: Ne yapabiliriz?
Bu sorunun peşinden gidince okul saldırılarına ilişkin araştırmaları okumaya başladım. Okudukça yeni sorular ortaya çıktı. Bu saldırılar çoğu zaman bireysel eylemler gibi görünüyor. Peki, daha önce okul saldırısı gerçekleştiren çocuklar ve gençler üzerine yapılan araştırmalar bize ne söylüyor? Bu kişilerin yaşam öykülerinde, okul deneyimlerinde ya da davranışlarında ortak bazı örüntüler var mı? Saldırıdan önce fark edilebilecek işaretler veriyorlar mı? Bu işaretler nasıl anlaşılmalı ve fark edildiğinde okullar nasıl hareket etmeli?
Bir de olaydan sonra geride kalanlar var. Hayatta kalan çocuklar, öğretmenler, okul çalışanları ve aileler… Böyle bir deneyim onların ruhunda nasıl izler bırakıyor? Korku, yas, suçluluk, güvensizlik ve çaresizlik duygularıyla nasıl baş ediliyor? En önemlisi, onlara nasıl destek olunabilir?
Bu yazıyı, bu sorulara kesin ve kolay cevaplar vermek için yazmadım. Aksine, okul saldırılarını daha sakin, araştırmaya dayalı ve çocukları korumayı önceleyen bir yerden düşünebilmek için kaleme almak istedim. O zaman başlayalım!
Bir Çocuğu Şiddete Götüren Yolu Araştırmalar Işığında Düşünmek
Neden ve nasıl bir çocuk başka canlar almanın planını yapabilir? Bu soruyu sormak bile insanın içini ürpertiyor. Bu noktada “İnsan özünde iyi midir, kötü müdür?” tartışmasına girmek istemiyorum. O bambaşka ve çok daha derin bir mesele. Ama bir bebekle, küçük bir çocukla temas eden herkes bilir: Çocuk dünyaya kötülükle gelmiş gibi görünmez. Onun ilk ihtiyacı hayatta kalmaktır; beslenmek, korunmak, güvende olmak ister. Ama çocukların ihtiyaçları yalnızca karnının doyması, üstünün giydirilmesi ya da fiziksel bakımının yapılmasıyla sınırlı değildir.
Bir çocuğun sevilmeye ihtiyacı vardır. Oyun oynamaya, görülmeye, duyulmaya, anlaşılmaya, kabul edilmeye ihtiyacı vardır. Karnını doyurmazsak, bakımını yapmazsak çocuk fiziksel olarak hayatta kalamaz. Peki ya sevilme, görülme, ait olma ve değerli hissetme ihtiyacını uzun süre karşılamazsak ne olur? Bunu bütün sonuçlarıyla bildiğimizi söylemek zor. Yaşanan okul saldırılarını doğrudan ve yalnızca buna bağlayabilir miyiz? Hayır, bunu da bilmiyoruz. Böyle bir açıklama hem eksik hem de yanıltıcı olur.
Ama buradan hareketle tek bir açıklamaya varmak da mümkün değil1. “Sevilmediği için oldu”, “zorbalığa uğradığı için oldu”, “psikolojik sorunları vardı” ya da “ailesi sorunluydu” gibi tek nedenli açıklamalar, yaşananları anlamak için yetersiz kalıyor. Araştırmalar, okul saldırılarının çoğu zaman uzun süre biriken ve birbirini besleyen risklerin sonucunda ortaya çıktığını gösteriyor2,3,4. Bir çocuğun yalnızlaşması, dışlanması, destek alamaması, şiddeti bir çıkış yolu gibi görmeye başlaması ve bu süreçte çevresindeki yetişkinlerin bazı işaretleri fark edememesi birlikte düşünülmesi gereken parçalar.
Bu nedenle literatür bize “şu özelliklere sahip çocuk saldırgan olur” demez. Daha çok “hangi riskler bir araya geldiğinde çocuklar için tehlikeli bir kırılma zemini oluşur?” sorusuna yanıt arar. Araştırmalarda öne çıkan bu risk alanları beş başlık altında toplanabilir.
1. Dışlanma, Zorbalık ve Sosyal Kopuş
Okul saldırılarıyla ilgili araştırmalarda en sık karşılaşılan başlıklardan biri, saldırganların geçmişinde uzun süreli akran zorbalığı, dışlanma, aşağılanma ya da kendini okul topluluğunun dışında hissetme deneyimlerinin bulunmasıdır1,5. Elbette zorbalığa uğrayan çocukların büyük çoğunluğu hiçbir zaman şiddete yönelmez. Bu nedenle zorbalığı tek başına neden olarak görmek doğru değildir. Ancak bir çocuk kendini sürekli değersiz, görünmez ve yalnız hissediyorsa; buna romantik reddedilme1,2, arkadaş grubundan dışlanma ya da herkesin içinde küçük düşürülme5 gibi deneyimler de ekleniyorsa, içeride biriken öfke karanlık bir yere doğru büyüyebilir. Bu yüzden zorbalığı “çocuklar arasında olur” diyerek geçiştirmek yerine şu soruyu sormalıyız: Hangi çocuklar okulda aidiyet duygusunu kaybediyor ve bu kaybı kim fark ediyor?
2. Bireysel Kırılganlıklar ve Psikolojik Yük
Okul saldırılarını açıklarken ruh sağlığı meselesini çok dikkatli konuşmak gerekir. Psikolojik güçlük yaşayan bireylerin büyük çoğunluğu başkalarına zarar vermez; bu nedenle ruh sağlığı sorunlarını şiddetle özdeşleştirmek hem yanlış hem de damgalayıcıdır. Yine de bazı saldırganların geçmişinde yoğun depresyon, çaresizlik, düşük özdenetim, travma, intihar düşünceleri ya da daha önce intihar girişimleri olduğu görülmektedir1,2,4,6. Bazı vakalarda saldırı, yalnızca başkalarına yönelmiş bir öfke değil, aynı zamanda kişinin kendi hayatına da son verme düşüncesiyle iç içe geçmiş bir eylem hâline gelir1. Burada asıl mesele “Kim tehlikeli?” sorusundan çok şudur: Hangi çocukların yardım çağrısı öfke, suskunluk, karanlık içerikler ya da kendine zarar verme düşünceleri arasında kayboluyor?
3. Ailevi Sorunlar ve Olumsuz Çocukluk Yaşantıları
Olumsuz çocukluk yaşantıları da okul saldırılarıyla ilgili araştırmalarda sıkça karşımıza çıkar2,4,7. İhmal, istismar, aile içi şiddet, ebeveyn kaybı, boşanma, madde kullanımı, evde yoğun çatışma ya da istikrarsızlık bazı saldırganların yaşam öykülerinde görülebilmektedir. Ancak bu yaşantılara maruz kalan çocukların büyük çoğunluğu şiddete yönelmez; dolayısıyla burada amaç çocukları ya da aileleri suçlamak değildir. Aksine, evde güvenli bağlar kuramayan, korunmadığını hisseden, şiddeti gündelik hayatın bir parçası olarak gören ya da destek ihtiyacı uzun süre fark edilmeyen çocukları daha erken görebilmektir. Bu başlık bize şu soruyu sordurur: Hangi çocuklar hem evde hem okulda görülmeden büyüyor ve destek mekanizmaları onlara ne zaman ulaşıyor?
4. Şiddet Kültürü, Erkeklik Kodları ve Silaha Erişim
Okul saldırıları yalnızca bireysel ya da ailevi sorunlarla açıklanamaz; toplumsal ve çevresel etkenler de önemlidir. Araştırmalarda saldırganların çoğunun erkek olması, şiddetin bazı kültürel anlatılarda güç, intikam, kontrol ve erkeklik göstergesi olarak sunulmasıyla birlikte düşünülmelidir1,5,7,8,9. Aşağılanmış, dışlanmış ya da güçsüz hissettirilen bazı gençler, şiddeti kaybettikleri gücü geri kazanmanın bir yolu gibi görebilir. Buna şiddeti yücelten dijital içerikler, geçmiş saldırganlara duyulan ilgi, taklit etkisi ve silahlara kolay erişim de eklendiğinde risk büyür4,5,10. Bu nedenle sormamız gereken soru şudur: Hangi kültürel mesajlar çocuklara öfkeyi konuşmak yerine şiddetle göstermeyi, incinmeyi paylaşmak yerine güç gösterisi yapmayı öğretiyor?
5. Akut Tetikleyiciler ve Son Kırılma Anı
Araştırmalar, okul saldırılarının çoğu zaman uzun süredir biriken gerilimlerin ardından gelen bir kırılma noktasıyla zamanlandığını gösterir1,11. Romantik bir ilişkiden ayrılma, okuldan uzaklaştırılma, akademik başarısızlık, herkesin içinde küçük düşürülme, disiplin cezası ya da önemli bir kayıp, failin dünyasında “artık her şey bitti” duygusu yaratabilir. Dışarıdan küçük görünen bir olay, içeride uzun süredir biriken öfke, yalnızlık ve çaresizlikle birleştiğinde bardağı taşıran son damlaya dönüşebilir. Bu yüzden yalnızca olay anına değil, o ana giden uzun yola bakmak gerekir. Son soru belki de şudur: Hangi okullarda küçük işaretler büyük felaketlere dönüşmeden önce fark ediliyor, ciddiye alınıyor ve destekle karşılanıyor?
Bütün bu başlıklar bize şunu gösteriyor: Okul saldırıları çoğu zaman saldırı anında başlamaz. Daha önce görülmeyen acılarla, duyulmayan yardım çağrılarıyla, biriken dışlanmalarla, zayıflayan aidiyet duygusuyla ve zamanında işlemeyen destek sistemleriyle başlar. Bu nedenle güvenli okul, yalnızca kapısında güvenlik önlemi olan okul değildir. Güvenli okul, çocukların görüldüğü, duyulduğu, desteklendiği ve hiçbir yardım çağrısının “şaka” diye geçiştirilmediği okuldur.
Kaynaklar
- Bonanno, C. M., & Levenson Jr, R. L. (2014). School shooters: History, current theoretical and empirical findings, and strategies for prevention. Sage Open, 4(1), https://doi.org/10.1177/2158244014525425 ↩︎
- Lee, H., Pickett, J. T., Burton, A. L., Cullen, F. T., Jonson, C. L., & Burton, Jr, V. S. (2022). Attributions as anchors: How the public explains school shootings and why it matters. Justice Quarterly, 39(3), 497-524. https://doi.org/10.1080/07418825.2020.1769710 ↩︎
- Mosqueda, C. M., Heath, M. A., Cutrer-Párraga, E. A., Ridge, R. D., Jackson, A. P., & Miller, E. (2023). Analysis of 48 hours of television news coverage following the Columbine High School shooting. School psychology review, 52(1), 57-71. https://doi.org/10.1080/2372966X.2020.1870410 ↩︎
- Unal-Eyi, S., & Zhuang, J. (2025). A Scoping Review of the Literature on School Shooting From 1990 to 2023. Trauma, Violence, & Abuse, https://doi.org/10.1177/15248380251350106 ↩︎
- Rocque, M. (2012). Exploring school rampage shootings: Research, theory, and policy. The Social Science Journal, 49(3), 304-313. https://doi.org/10.1016/j.soscij.2011.11.001 ↩︎
- Borum, R., Cornell, D. G., Modzeleski, W., & Jimerson, S. R. (2010). What can be done about school shootings? A review of the evidence. Educational Researcher, 39(1), 27-37. https://doi.org/10.3102/0013189X09357620 ↩︎
- Dowdell, E. B., Freitas, E., Owens, A., & Greenle, M. M. (2022). School shooters: patterns of adverse childhood experiences, bullying, and social media. Journal of Pediatric Health Care, 36(4), 339-346. https://doi.org/10.1016/j.pedhc.2021.12.004 ↩︎
- Freilich, J. D., Chermak, S. M., Connell, N. M., Klein, B. R., & Greene-Colozzi, E. A. (2022). Using open-source data to better understand and respond to American school shootings: Introducing and exploring the American School Shooting Study (TASSS). Journal of school violence, 21(2), 93-118. https://doi.org/10.1080/15388220.2021.1991804 ↩︎
- Marshall, J. M., & Clark, B. L. (2023). A systematic literature review of educational leadership and US school shootings: Establishing a research agenda. Educational Administration Quarterly, 59(3), 594-632. https://doi.org/10.1177/0013161X231166335 ↩︎
- Flannery, D. J., Fox, J. A., Wallace, L., Mulvey, E., & Modzeleski, W. (2021). Guns, school shooters, and school safety: What we know and directions for change. School psychology review, 50(2-3), 237-253. https://doi.org/10.1080/2372966X.2020.1846458 ↩︎
- Verlinden, S., Hersen, M., & Thomas, J. (2000). Risk factors in school shootings. Clinical psychology review, 20(1), 3-56. https://doi.org/10.1016/S0272-7358(99)00055-0 ↩︎
Yorum bırakın